Sayfalar

20 Mart 2011 Pazar

Das Experiment - film analizi

Filmin başrollerinde Run Lola Run, in July, Soul Kitchen, Munich gibi filmlerden tanıdığımız Moritz Bleibtreu, ve yine Inglirous Basters, Dawnfall gibi filmlerde izlediğimiz Christian Berkel oynuyor. Cast hakkındaki daha detaylı bilgiye imdb linkinden ulaşılabilir.
http://www.imdb.com/title/tt0250258/


Filmin hikayesi kısaca şöyle: bir grup gönüllü, para karşılığında 15 günlük bir deneyde kullanılırlar. Deneyin amacı bu kişilerden bir kısmını gardiyan bir kısmını da mahkum rollerinde gerçeğe yakın bir hapisanede gözlemlemektir. Şiddet yasaktır, ama hapisane kuralları sonuna kadar uygulanmak zorundadır.
Bir süre sonra herkes kendini gerçekten rolüne kaptırır, gerçeğinden daha gardiyan ve daha mahkum olurlar. Gardiyanlar, sivri dilli 77-Numara (Tarek) liderliğinde alevlenen birtakım ayaklanma teşebbüslerini gittikçe sertleşen yöntemlerle bastırmaya çalışırlar. Gardiyanların en işgüzarı, kendini role okadar kaptırır ki olaylar kontrolden çıktığında bile bunu test sürecinin bir parçası zannetmeye devam eder. Projenin gidişatı kötüleşse de bizler sonuçlarını gözlemlemeye başlarız; gittikçe farklılaşan insan ve davranış kategorileri oluşmaya başlar. Asiler, kurallara uyanlar, liderler, takip edenler, başkaldıranlar, başkalarını gaza getirenler, başına gelenlerden hiç etkilenmeyen pasifler, stresini içine atıp patlayan sinir hastaları...
Film sırasında bende uyanan "fikir filizleri" ise şöyleydi.
Toplumda bir takım ast-üst, yöneten-yönetilen sınıflar var. Bu sınıflar toplumu oluşturan sistemin bir parçası ve insanlar bu rollere girmek zorundadırlar. Görev için yeterli olsak da olmasak da işini iyi yapmaya çalışan herkes hangi sınıfta olursa olsun rolüne girmekte zorlanmaz. Örneğin terfi oldunuz ve yönetici pozisyonunda birkaç kişiyi yönetme sorumluluğu aldınız; endişelenecek birşey yok. Çok geçmeden hem siz, hem de etrafınızdakiler sizi o rolde kabullenecektir. Hele işini düzgün yapmaya çalışan biriyseniz, kesinlikse bu rolde de başarılı olacaksınızdır. Ayrıca size yardımcı olacak silahlarınız vardır, mesela: yetkiler(kanunlar, kurallar), araçlar( kelepçe, job, silah benzeri..), ekip arkadaşlarınız (diğer gardiyanlar veya diğer mahkumlar)...Bu silahlar, doldurduğunuz statude kim olursa olsun görevinde yardımcı olmak için elinin altındadır. Sistem insanları, veya sistemin işlemesine enfazla yardım eden insanlar bunları mümkün olduğunca kullanmaya çalışan ve rollerinin gerekliliğine inanan "işgüzar" insanlardır.

Bazı insanlar ise hümanizmi herzaman görevlerinden farklı bir yerde tutarlar; filmde mahkumllara yardım eden gardiyan örneğinde gördüğümüz gibi bu kişiler, ast-üst sınıf farkından bağımsız bir boyutta yaşarlar. Onlar için insani değerler, evrensel iyilik-kötülük kuralları herşeyin başında gelir.

Bazı gardiyan ve mahkumlarsa olan biteni sadece pasif birşekilde takip ederler. Kurallara uyarlar, sorun çıkarmazlar. Kendi doğru ve yanlışlarından çok, başkalarının kararlarına uymayı tercih ederler. Bunlar ebeveynleri,  komutanları, öğretmenleri, arkadaşları tarafından pasifize edilmiş ve işçi karıncalar gibi yaşarlar. Kendi irade süzgeçleri yoktur. Örneğin mahkum arkadaşlarından biri cezalandığında ses çıkarmazlar ama kaçarken onu takip etmek de mantıklı gelir. Bir büyük olasılık da geçmişlerinde hep hüşgörülmüş olmalarıdır; onlara para ödetilmez, bulaşık yıkatılmaz, birilerine kızılacaksa onlar pasgeçilir, herzaman en küçük sorumluluğu alırlar...

Filmin hapisane dışında gelişen bir hikayesi de vardır. Tarek ve arabasına çarptığı kadın (Dora), kazadan sonra, sanki yıllardır tanışıyorlar gibi eve giderler, birbirlerinin en gizli hikayelerini dinlerler ve olan biteni sorgulamadan beraber olmaya başlarlar. Çok konuşmazlar ama aralarında büyük bir çekim gücü vardır, ikisi de bu kazanın bir şekilde hayatlarını birleştirdiğinin ve birbirlerine ait olduklarının farkındadırlar.


 21 Mart 2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder